Dec 2, 07:38 PM
Diriliş Şoku
Kitap “fizikötesi açısından ufuklar ve daha ötesi” olarak geçiyor. Sezai Karakoç okumalarına devam. Gitmeden 3 kitap daha sipariş verdim, onlarıda okur gidersem iyi olacak. Sipariş verdiklerim inceleme yazıları olan: Yunus Emre, Mehmet Âkif, Mevlâna. Çok uzun zamandır haklarında okumak istediğim halde güvenip bir türlü kitap alamamıştım ama Sezai Karakoç’ un incelemelerinin oldugunu öğrenince aradığımı bulduğumu düşünmüştüm. Siparişlerini vermekte bugüne nasip oldu.
Şimdi kitaptan her zaman olduğu gibi bazı cümleler aktaracağım.
“İnsanlık, dizginlerinden boşanmış at gibi alıp başını giderken, gök bağışı sistem, kenarda kalan bir koşum takımı gibi yokluğu kucaklıyor.”
“Eskimeyen din, her zaman yeni ve gün gün mayalanan seher şarabının, aşk şarabının sahibi değil midir? Eski ruh tulumu, her zaman yeni kalan bu kevseri taşımaya güç yetiremeyince, bugün olduğu gibi, sorumluluktan kaçıp bomboş kalmayı mı yeğeleyecektir?
...Bu kez, hiçliğin ve boşluğun kurbanı olacaktır ruhumuz. İçten vurulmuş olacaktır. Büzülüş ve kıvranışlarla, sönüp gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.
...Hakikatı yüreğinde köklü bir gün tutuluşuna uğratan bir vicdan azabının avucuna düşmüş olmanın kırıştırdığı yüzünde.”
“Ruhumuz bu atılımında ilk araç olarak aklımızı kullanma âdetindedir…
Sırlara ermenin, ya da onlara ulaşmanın bir yolu kalıyor. O da doğrudan ruhumuzu çalıştırmaktır…Ruhun içinde gizli olan pencereleri açmaktır.
Bu pencereler, tabiî (default) halinde, örtük ve kapalıdır…”
“...İslâmın millet anlayışını unutturup ırkçılığı milliyetçilik diye kabul ettirme, kavramların yozlaştırılması demekti…”
“...Firavun ve askerlerince imha edilme niyetiyle izlenmeleriyle, kırk yıl çölde kavmiyle dönüp durmasıyla, tahammülü aşan bu zahmetleri çektileri…
Ortaçağ Avrupasında, Peygamberimiz, kendisine papalık verilmediği için çöle kaçıp yeni bir din icat eden bir kardinal gibi tanıtıldı...”
“Bugün, islâm dünyasının en büyük problemi bu noktada düğümleniyor. Batı, onu her zaman istediği alanda polemik yapma cihetinde sürüklüyor…”
“...Bu dünya Tanrının bizi ağırladığı ilk konukevidir. Sınayıp denediği bir ev. Yılda bir ay da, daha iç odalara, saraylara çağırır bizi Tanrı. ‘Biraz daha yakın ol.’ Tam yerleşiklik ve yerini bulmaysa , ölümden sonraki hayatta gerçekleşecektir.”
“Bu sınavda, daha güçlü, daha bilinçli olalım diye, yılda bir ay, bizi daha iç bölmelerde sırları, şifreleri çözme bilimi temrinlerine çağırıyor…‘Belli saatler ölü gibi ol ki, en büyük diriliğe ve dirilişe, uyanışa ve aydınlanışa eresin’ demektir bu.”
“Kabuktan içe doğru yolculuk başlıyor oruçla.”
“Evet, oruç, şeytanın, inançsızlığın, inkârın attığı oklardan mü’ min kalbini koruyan Allah’ ın tuttuğu bir kalkandır.
Fizikötesi bir zırh, bir kalkandır oruç...”
“Oruç, namaz, hac, zekât, mü’ min için, ölçülmez kudrette fizikötesi güçlerle destekli, besli ve donanmış bir nimet, bir seçkinlik, bir savunma ve ileri atılma güvencesi ve silâh bütünü demektir.”
“Kimi insan, yeryüzü seviyesindedir. Hayvanlara, nebatlara, hemcinslerinden daha yakın, daha fazla akraba. Sanki, eşyanın dış yüzüyle diyalogda olmakla sınırlıdır ruhu. Ve o bundan memnundur. Eşyanın içi ve ötesi, bir sürpriz saklıyor mu bize, bundan habersiz ve buna ilgisizdir.”
“İnsan, üstüne göksel bir ışık tutulmuş, bir anlam ve amaç podyumunda, rolünü acemice ya da ustaca, berbat bir şekilde ya da olağanüstü bir yetenekle oynayan, kulisten kulağına fısıldananı tam ya da yarı işiten, önceden ezberlemiş olduğu için mükemmel tekrar eden ya da kekeleyip duran, hatta kimi zaman söylenecek sözleri ta içinde hazır bulan, sanki yaşantısı kare kare, an an filme alınan bir eser kahramanıdır…”
“Kendisini şahdamarından yakalamak isteyen dirilmez ölüme kılıcını saplayan, ruhunu şerha şerha yarıp yokluk gömülmesinden kurtulan, kabaran damarlarında ve akan kanında fizikötesi nabızlarının attığını hisseden yücelik yarışı binicisidir insan.”
Aslında daha yazacaklarım vardı ama ne ortam ne de diğer şartlar elvermedi hayırlısı olsun…
Dec 2, 07:38 PM